OGUZHAN 01 FM
   
  oguzhan01fm
  SİZİN ŞİİRLERİNİZ 2
 


 

Kapı çalar...
Sabahın erken saatlerinde... Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. "Bu gün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz...


Zil çalar...
Kapıya koşarsınız.
Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta günlerce sürer. "Yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken...

Zil çalar...
Kapıya koşarsınız.
Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta günlerce sürer. "Yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken...


Kapı çalar...
Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu. Elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçerden tuz getirirken söylenirsiniz. "Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre..." Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı. Hatta koşup hanımınıza anlatırsınız.

Kapı çalar...
Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. "Oğlum benim..." diye hasretle kucaklarken gözyaşlarınızı zaptedemesiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar...

Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...
"Ve kapı çalmaz..."

En büyük misafir gelir.
Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız. "Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken "Doğduğundan beri zile basmaktayım" der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.
Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir...
                                                                            Acun_Bike
 
SEVDAYA ÖZLEM
yalnızlığın kederinde, hicranlı bir damlayım
bir damla gözyaşına hasret
yalnızlığın mevsiminde kurak bir toprağım
hüzün dolu olsa da yağmura hasret

yalnızlığın bahçesinde bir gazel yaprağıyım
iklim iklim esen bahar yeline hasret
yalnızlığın mateminde bir nergisin hicranıyım
özlemlerle dolu sevdaya hasret

hasretim sevginin çağladığı pınarlara
bende o pınarlarda çağlamak istiyorum
hasretim, mısralarımda yaşattığım sevdalara
bende o sevdalarda ağlamak istiyorum

gözyaşı damlalarımın hüzün denizine
sessizce salıverdiği sevdayı bekliyorum
ipekten tüllerle süslediğim sevgiliye
kudsi bir sevda adamak istiyorum

sonsuzluğun çile dolu rıhtımına
hazan yaprağı gibi savrulmak istiyorum
şafak vakti esen vuslat rüzgarına
takılıp fezalara uçmak istiyorum

gönlümün umut sahrasında açılan çiçekler
açmaz oldu artık hepside soldu
arzu yüklü hayallerimdeki şelaleler
çağlamaz oldu sanki hepsi kurudu

sevginin çağlayanından içmeyen çiçekler
elbette solar bir daha açmaz
hüzün bulutlarıyla yüklü gönüller
elbette ağlar bir lahza susmaz

her mevsim solmuş tükenmiş bir sevgi
mısralarsa gözyaşında gizemli bir sır
duygular körelmiş yok olmuş ezgi
tutkularsa kederle dolu umutları taşır

mevsimleri zamanın savrulan yapraklarına
zamanı bir lahza durdurup ekledim
sevgilerle örülmüş özlem dolu anılara
bir anı da ben olayım diye bekledim

es rüzgar tüm gönüllerin gerçek sevgilerini
hüsran dolu gönüllere sürükle gitsin
es rüzgar mahzun bir kalbin hasretini
matemli gönüllere salıver gitsin

kubbelerdeki lahuti sedalarınla
sonsuzluk diyarını alıver gitsin
bad-ı sabayı andıran duygularınla
o muhteşem hülyaya dalıver gitsin

sevdama vurgun bulutları
dilek ağacıyla süsledim
kudsi bir intizar olan sevdamı
gün vuran hatıralarda özledim

dalından düşen yapraklarda
benim sevdam esen yelde gizli
serin karanlıkların girdaplarında
benim sevdam zifiri karanlıkta feyizli

gözlerim güneşin doğacağı yerde
sevdamın süzüleceği güne gün ekliyor
yaşayamazsam bu sevdayı ömrümün son deminde
anlarım ki sevdam beni mahşerde bekliyor

ALINTI

CAN SEVDAM
 
 
ŞİİRLERİM ŞARKILARIM VAR BENİM

Kimsenin okuyup duymadığı.
Hayallerim, anılarım var benim,
Belki de kimsenin yaşamadığı.

Gizli saklı yaralarım var benim,
Derdine derman bulamadığım.
Gizli saklı sırlarım var benim,
Deşifre edip paylaşamadığım.

Kapkara gecelerim var benim,
Ne yapsam, aydınlatamadığım.
Yasaklı hecelerim var benim,
Sürekli dilimde sakladığım.

Sözlerim var, yeminlerim var benim,
İki elim kanda da olsa tuttuğum.
Gözlerim var, yaşlarım var benim,
Vefasız sevgililer için savurduğum.

Bir dua’m, bir ALLAH ‘ım var benim,
Başka kimsem yoktur sığındığım.
Bir okunacak ezanım var benim,
  Son nefesten sonra sakladığım
                                                                         ALINTI
                                                                                       Elera



Hadi bana ateşe verilmiş bir cümle sonu bul..

 
 

Hiç okuyamıyacagın bir mektup yazıp
hayali murekkeple
yorgun ayaklı bir
postacıya veriyorum;
hiç ulaşmasın sana diye.
Çifte yedili atarsan
İpini koparmış bir ucurtma kadar özgür olacağım ; söz.
ama şimdi nanelimon kaynatmam gerek kalemime
Hapşırıyor tükenmezi
Titriyor kelimelerimin akibeti
belirsiz hiçliği
nefessiz bırakılmış öznelerim
fiillerimde açkarnına tokluk hissi.
Üşüyorum nedeni belli.
Vaktini çalacağım belki ama;
hadi bana ateşe verilmiş bir cumle sonu bul...
                                                                                              alıntı..
                                                                                             Elera

                .Bekleyenler İçin

 
 

Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir sarı saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada
Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.
Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, Nerdesin?
Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlıyacağım.
                                                                     Ümit Yaşar Oğuzcan
                                                                                              Elera

AH YÜREĞİM AHH ...

 
 

Kasırgalar kopuyor yüreğimde. Ne zaman yağmur yağdığını görsem, gökten düşen her damla sanki cama değil de, gönlümdeki saçakları parçalarcasına oluklarımdan akıyor.
Bu yürek ne kasırgalar, ne tufanlar geçirdi… Şimdi yüreğimde hazan mevsimi, şarkılarım hüzzam, sevdadan yoksun gönüller… Hani gecenin içindeki yıldız gibi, sabah pencereme doğan güneş gibi, beklenen ve özlenenin gelmesi gibi bekliyorum sevdaya hasret gönlümdekini…
Herkesin bildiği, yaşadığı gibi değildir sevdam benim. Ben; yüreğimde, yüreğimin tam içinde, canımda yaşarım sevdamı. Sevda sözlerini gözlerim okur, yazmaya gerek duymadan. Öyle bir sevda ki bu, nehir oldu didelerimden dökülenlerimle.
Ah yüreğim, ah!
Nasıl tanımadan açarsın gönlünü; sevdadan yoksun, sevdayı bir pula satanlara? Çıkarcı yürekleri gönlüne nasıl da eş edersin? Bilmez misin bu kalp kaç sefer kırıldı sevgini hak etmeyenlerin ellerinde?
Ah yüreğim, ah!
Yıldız yağan gecelerde sevda yorgunuyum. Ölü turnalar düşüyor mavisi yontulmuş gökyüzünden.
Hani uğrunda yüreğimi verdiğim değerler?
Ellerim üşüyor… Bedenim buz sanki, sevdasız yüreklerde…
Yazık! Acıyorum yüreğimin değerini bilmeyenlere…
Ah yüreğim, ah!
                                                                               Acun_Bike

YAR ÜŞÜMEKTEYİM...

 
 
Sessizlik, karanlık,korkular ve sen...
Ve ben...
Ve de biz...
Yar üşümekteyim sensiz...
Sessizlik gecenin bir yarısı sensizlik olup dökülüyor karşıma bir anda ve ansızın tek bir damla gözyaşı süzülüyor yanağıma.
Ah yar ne çok özlemişim seni bir bilsen..
Bir bilsen, nasıl da özlem olup dağlamış yüreğimin dört bir yanını ansızın da ince bir sızı olup yerleşmiş benliğime böyle...
Sessizliğe esir düşmüş yüreğim alev alıyor şimdi ..
Yüreğim çok acıyor sevdiğim..
Düşünürken seni...
Düşünürken sensizliği...
Dönüş olmayan yola gidişini...
Bir titreme alıyor kalbimi...
Üşüyorum yar...
Sensizlik var gecede
Ve içine düştüğüm sessizlik kanımı donduruyor yine...
Yar yüreğim çok üşüyor...
Bekliyorum çaresiz....
Daha ne kadar yaşayabilirmiyim sensiz bilemiyorum yar..
  Resmine bakınca gözlerin "GEL "diyorlar bana...
Ah yar...
Sen...
Sen giderken , ben bakakalmıştım ardından... Oysa ne çok bağırmak istemiştim, ne çok istemiştim duyurmayı sana yüreğimi..
Korkuyorum yar...
Çok korkuyorum...
İyice sensiz kalmışlığım ürkütüyor beni...
Sessizlik, karanlık,korkular ve sen...Ve ben...Ve de biz...
Yar üşümekteyim sensiz...
                                                                    Acun_Bike (Acılay)
 
 




Beni bir mü'min kulun gördu
Yanımdan geçiyordu, beni fark etti
Durdu geri döndü, geldi
Yüzüme uzun uzun baktı
Önce gözleriyle, sonra elleriyle okşadı Kokladı,
kokladı
Bir öpücük kondurdu yanaklarıma ayrılmadan
" Ne guzel yaratmış!" dedi sessizce
İste o an, niçin var oldugumu anladım
Melekler sardı etrafimızı ansızın, imrenerek seyrettiler olup biteni
Görmedigi Rabbine görmüş gibi inanan bir insanın yuceliğini görduler
Ve herseyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler
Çekilen resimlerde ben de vardim
Ey dualara cevap veren Rabbim, ben cansız bir tohumdum
Dualarımı kabul ettin, guzel bir çiçek oldum
Senin kudretinle canlandım, Senin san'atınla süslendim, Senin lütfunla
güldüm
Simdi bir duam daha kaldi mahşere sakladığım:
Beni gören gozleri ateşte yakma,

Ya Rabbi
                                                                       Acun_Bike (Acılay)



 

TEMİZLE BENİ EY YAĞMUR...

Al üzerimden günahlarımı
Giydir tenime haya gömleğini
Alıkoy zinaya bakacak gözlerimi
Harama uzanan dilimi lal eyle.
Temizle beni ey yağmur !

Gider ruhumdaki ipe sapa gelmez şüpheleri
Nefsimin hilelerine galebe çal
Bir çelme tak üzerime gelen korkularıma
Kalmasın içimde yanan nankörlerin sevda ateşleri
Kırıklarımıkırgınlıklarımı topla savur uzaklara.
Temizle beni ey yağmur !

Seni görünce ruhuma işleyen coşkuyu huzura kavuştur
Gözyaşlarımı damlalarınla beraber karıştır toprağa
Bir de o zaman görelim nasıl gelirmiş pişmanlığın kokusu topraktan.
Temizle beni ey yağmur !
Arındır üzerime yapışan şehvet kirini
Zehir söyleyen dilime sabır balını ihya eyle
Zinaya bakan gözlerime iffet perdesini indir
Bir La Havle çeken gönlümde Allah lafzını daim eyle.
Temizle beni ey yağmur !

Sırtıma alıp da bırakamadığım yalanları at
Sevdiklerim için hiçe saydığım gururumu ayaklar altından topla.
İkiyüzlü benliklerin arasından çekip çıkar beni.
Temizle beni ey yağmur !

Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı renklerinden bir demet yap ruhuma
Çiçekler açsın talan olmuş gönlümde
Her renk bir farkındalık versin çoraklaşmış aklıma
Ve her gittiğin yere verdiğin huzurdan banada nasip eyle.
Ruhumunkalbiminbedenimin yegane ilacı sensin yağmurum
Temizle beni
Arındır tüm günahlarımdan....


Gönülden Gönüle gurubundan Acun_Bike ( Acılay ) ın Katkılarıyla Teşekkür ederiz...

 
  . 12 ziyaretçi (65 klik) .  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=