OGUZHAN 01 FM
   
  oguzhan01fm
  YAZILAR
 



İNSANLIK NEDİR
Başkalarının yüzüne dost görünüp arkasından kuyusunu kazmak mı ?? Yoksa insanların başarısını kıskanıp ona bazı yollarla daha çok başarılı olmasına engel olmak mı... İnsanlık huzurun olduğu yerde huzursuzluk yaratmak mı Haksız yere insanlara iftira atmak ve onları dostlarına küçük düşürmek mi İnsanlık düşene birde ben vurayım mı demek yoksa elini uzatım düşeni kaldırmak mıdır ?
İnsanlığımızı kaybettimiz yerde dostlarımızı, arkadaşlarımızı, hayatımızı kaybettimiş oluyoruz... Ne kadar kabullenmesekte etraftaki insanlara zarar verdiğimizde çevremizdeki dostların teker teker kaybedildiğini görmezden geliyoruz.... Herşey Sadece çok kazanmak hırsından öne çıkıyor... İnsanlara yardım ederek onlara huzurlu bir hayat yaşamasına yardımcı olarak çevredeki dostluk zincirini genişleteceğimiz yere tersini yaparak bu zinciri daraltıp nefes alınmayacak bir hale getiriyoruz... Belki kendimizi değil ama etraftakinlerin bundan etkilenmesi ve onlara zarar vermemize neden olabiliyoruz...
Şimdi Geçmişe Bakın ve Düşünün Hak Yediğiniz Yerde Durun ve Yaptığınız Yanlışları Düzeltmeye Çalışın....
Bir Dost kazanmak o kadar kolay değil ama kaybetmek ise 1 saniyelik olay...
İnsalığımızı, dostluklarımızı ve en önemlisi dostlarımız kaybetmeyelim....
İnsan olmak o kadar kolay değil insanlık başka bişey... aramızdaki insan kılığına girmiş yaratıkları kendimizden ve çevremziden uzaklaştıralım....
İnsan sevilince ve sevince güzeldir
Saygılarla....

CANAYAZIM

İNSANLARA NASİHAT

Başarılarınla övünme, yapma sen gurur
Hiçbir zaman bulma, kimsede kusur
İnsan beşerdir, şaşar hata olur
Sen gönlünü aç, sevgiler içinde
Kal sevgilerle, maabet içinde

Doğruluktan ders al, eğri söyleme
Kendini yalan ile, cunup eyleme
Doğruysa yolun, mevla seninle
Olmasın yalan, doğuru içinde
Bir eğri kelam, cunuptur doğru içinde

Kimsenin hakkı, kimsede kalmaz
Hak yiyenin hayatı, kendine lezet vermez
Çıkar aheste, aheste, bir teki kalmaz
Verir hesabı, zorluklar içinde
Geçirir mahşeri, hesap kitap içinde

Zalimin zulmünden sakın, gidersin güme
Cehalet şerrinden korun, olma hercüme
Sevsin herkes seni, sen ol herkese tercübe
Koru kendini, doğrular ile akıl içinde
Var ise sende doğru, ol ferah içinde

Kendini beğenip, yüksekten uçma sakın
Alçak dur, gönüllerde olmaktır hakkın
Etme kimseye haset, sen ol hakka yakın
Kırma gönülleri, kal güzel gönül içinde
Kal hizmetinle sen, ebedi alem içinde

Dostunun düşmanı ile, sakın dost olma
Dostunu da kaybedersin, sakın yakınma
Hatayı kendinde ara, kimsede bulma
Hatalar üzer seni, dostlar içinde
Kalırsın dostsuz, tek baş içinde

Yeşili koru, kirletme dünyayı sakın
Sağlıklı günler bulursun, pek yakın
Temiz tut çevreni, kalmasın merakın
Rahat ol sen, temiz dünya içinde
Kalmışasın kurak dünyada, pislik içinde

Kul hakkı yeme, olsadan baldan
Vebala girme, olursun haktan
Gir üstüne bir çul, bin bir yamadan
Kimsenin hakkı olmasın, yama içinde
Kalmasın kimsenin hakı, o çul içinde
Anne baba kimetini, bilmeyenler
Hizmet ile ihtiyaçlarını görmeyenler
Onları saymayıp, onlara yüç çevirenler
Ömrünce yüzleri gülmez, kalır darlık içinde
Çekerler yokluğu, ömür bilah içinde

İnsanın en kutsalı, Anne Babadır
Yaptıkları sanılmasın, hepsi hebadır
Onlara hizmet, görevi edadır
Kabuldur duaları, her an içinde
Bedualarını alan, incinir ömür içinde

Cahil ile olma, zarardır sana
Kamil ile ol, görevin edadır Sana
Sen sende seni bil, kafidir Sana
Zarar görmezsin, yaşam içinde
Günün ferah geçer, huzur ile icap içinde

Yanlışı gör, akkılı ol, olma serseri
Bilir ol, yanlış eyleme, fazla gitme ileri
Yanlış dille söyletme, incitme kimseyi
Sızlamasın vicdanın yanlış içinde
Gönüllerde kur saray, otur rahat içinde

Kim almış felekten meramını, bakma kem
Bırakırsın mal ile mülkü, kalır sana bir tek kefen
Yarın ölecekmiş gibi, düşün her dem
Boş giti dedirtme, laflar içinde
Yolculasınlar seni, namaz ile niyaz içinde

Gidenlerden al, birazcık ibret
Mürşidin kamil olsun, haberdar ol sen senden
Bir cümle sohbete, lafın geçerken
Olmayasan, haset yalan içinde
Mezarında rahat yatasınki, huzur içinde

Et muhtaca yardım, elinle gizle
Kimse görmesin verdiğini, sende söyleme
Sakın ha bekleme, verdiklerin geri gelir diye
Yüzler gönüller gülsün, sevgiler içinde
Cenabıhak bilir, kaybolmaz hesab içinde

Tok olmazsın, komşun olursa aç
Yetiş komyuna, ol rahmet ışıklar saç
Yardım et komşuna, olmasın başkasına muhtaç
Sana etsin dualar, o an içinde
Göresin mahşerde, mükafatı hesap içinde

İyi ahlak doğrudur, her şeyden üstün
İnsan olmak marifet ister, olursa bütün
Olmayınca icraat, boşlaftır özün
Boş laf yürümez, bilgi içinde
Bilgisizlik zordur, cehalet içinde

Verdiğin sözü, her zaman yerine getir
Aldığın her şeyi, yerinde yetir
Almışsan borç, öde hesabı bitir
Almaya yüzün olsun, sevgiler içinde
Düşme gönülden gözden, kal muhabbet içinde

Boş ver diyerek, boşa yaşama
Yarın geç olur, düşüp ağlama
Çalış bugünden, zamana kanma
Olmayasın sefil, dostlar içinde
Kalırsın perişan, yaşam isinde

Göz açıp kapanıncaya kadar, biter yaşamın
Kıymetini bil, gidişe yetmez zamanın
Zikirlerini eda eyle, bugünden kıl namazın
Değsin yaptıkların, güzelikler içinde
Eyvah eyleme, dar zaman içinde

Ahmaktlar çekerler, cef ile cefa
Dünyalan onun olsa, kendinde yoktur kafa
Almaz nasihatları, duyduklarını da kaldırır rafa
Hazineler onun olsa, Kalmaz içinde
Ne yapsan anlamaz, kafası boşluk içinde

Sen sen ol, kötülükten sakın, günah işleme
Helalı helal bil, mundarda bilme
İnsanları hoş eyla, itibarını yetirme
Yetirirsen itibarı, kalırsın zorluklar içinde
Düşersin gönülden, kalırsın vebal içinde

Tanlı vermiştir sana, iki el iki ayak
Sağlam isen ayıptır, başkasına el açmak
Kutsaldır çalışmak, boş kalma ahmak
Alırsın isteklerini, çalışma içinde
Varırsın hedefine, sabır içinde

Yaşa bir eş ile, nikahsız değil
Birlik olsun sevgiler, ikilik değil
Her şeyi güzel eyle, çarpık sa değil
Güzeldir yaşam, doğrular içinde
Sakınmak lazım, kalmayasın günah içinde

Sağlıktan başka, dünyada varmı tatlı
Benzemez bala, evlattan da tatlı
Kimetini bilmek lazım, sağlam hayatı
Çok bakmak lazım, sağlığa, zaman içinde
Yok sağlıktan başka, güzel alem içinde

Şebap der nevsine kul olma, verme o nefse aman
Kullan aklını, sendedir doğru, sendedir iman
Sabır eyle, vasil ol Cana, can ile canan
İnsan kendi bir cenet, cehenemdir yaşam içinde
Yeterdir anlayana bu öğütler, ömür içinde
 

 



Başkalarına bağımlıysan gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun” diyordu Ramon…
..Ve bağımlılığımız ne kadar çoksa o kadar çok kişiye gülümsemek zorunda kalıyoruz .

Diyelim ki yürürken yolda…kalabalıkta.. değneğiniz kaydı ya da çarptı birisi size..
Kahretsin..!
Düştünüz..!
Yolun tozuna çamuruna bulandı eliniz yüzünüz.
Halbuki ne kadar da dikkatli yürürdünüz …
Ama oldu işte..
Kahretsin..!
Diziniz ezildi, ne çok yandı canınız..belki de kolunuz…
Ama ruhun acısından dizin acısını duymaz olursunuz..
Hele etraf kalabalıksa.
Ahh bi de orada ..!
Uzaktan uzağa hoşlandığınız bi kız ya da bi çocuk varsa.
Yakında..
Civarda..
Gördü mü acaba..?
Bakmamaya çalışmak o tarafa
Konuşulanları duymamaya çalışmak..
İnsanlar gelir yanınıza
Yardım etmek isterler tüm iyi niyetleriyle.
İçiniz ağlamaktadır oysa
Ama yardım etmeye çalışanlara gülümsemek zorundasınızdır.
Hele ki ruhunuzun acısı yansısın yüzünüze
Olmadı işte.
O mahrem acı asılı kalmalı kirpiklerinizde
- Yardım ettik yaranamadık..
- Surata bak..sanki biz düşürdük..!
- Teşekkür edeceğine..!
Amman dostlar sakın böyle yapmayın
yardım eden kişinin akşam başını yastığa koyduğunda
kendini iyi hissetmesine engel olmayın.
Bu da onun hakkı.
Gülümseyin
Hatta gülümsemenin yanında bi de espri yapın. Size yardım elini uzatanlara karşı şirin,
hatta düşüşünüzü umursamaz gözükmeye çalışın.
Mesela; ben zaten deşecektim deyin.
Hani Nasrettin hoca eşekten düşünce “ben zaten inecektim” demiş ya işte onun gibi.
Afferim işte, öğrendin gülümseyerek ağlamayı.
Toplum böylesini seviyor biliyorsun. Engelinle barışık olacaksın, sakın kavga etme ammann..!
Ayırmaya gelmiyorlar.
Yediğin yumrukla tekmeyle kalıyorsun. Ve hep o oluyor kazanan.

Diyelim ki..
Çocuksunuz daha
Olmuş bi şey işte sakat kalmışsınız
Ya da öyle doğmuşsunuz…herneyse.
Tekerlekli sandalyedesiniz veya koltuk değnekleriniz olmuş yanınızdan hiç ayıramadığınız en iyi arkadaşınız.
Bir duvar kenarında ya da bir ağaç gölgesinde seyredersiniz top oynayan yaşıtlarınızı..
Gülerek el çırparak.
Halbuki o topun peşinde koşamamanın acısıyla içiniz ağlamaktadır.
Ama..
Lakin..
Fakat..
Somurtamazsınız, kızamazsınız üzülemezsiniz. zaten o güne kadar içinizin acısını,
yüreğinizin burukluğunu yüzünüze yansıtmamayı çoktan öğrenmişsinizdir.
Belki de o kadar alışmışsınızdır ki kendinize. Unutmuşsunuzdur ağlamayı.
Ağlamaya değer daha güzel daha anlamlı şeylere saklayıp göz yaşlarınızı
sadece gülümsersiniz yuvarlanan topun ardından.
Farkında olmadan

Diyelim ki
genç bi kızsın
Olmuş bi şeyler işte sakat kalmışsın
Yada öyle doğmuşsun…her neyse..!
Davetlisindir.
Akraba içinde ya da mahallede birlikte büyüdüğün arkadaşının düğününe
Benim hiç düğünüm olmayacak ve hiç gelinliğim diye düşünsen de..
Gidersin oynaya güle.
..Ve
..Ve
Seni iki yüzlü senii
Ağlasana doya doya…hemen orada oracıkta.
Niye eve gidince yorganı kafana çekip yastığınla
boğmak istiyorsun gırtlağında düğüm olan o sesi.
Gülmen lazım.. ve sen ispat etmek zorundasındır ,
oradaki herkesten fazla sevindiğini eğlendiğini

Affferim sana..gülümseyerek, hatta gülerek ağlamayı ne güzel becerdin..!
Senden beklenen buydu işte.
Sakın hissettiğin gibi davranma,
yoksa orada bulunanlara zehir edersin şu canım eğlenceyi.
Seni kıskanç seniii..!

Aaa kardeşlerin de var senin değil mi?
Bekarlar mı?
Çeyiz alıyorlar mı onlara, çarşıya çıkıldığında?
..Ve senin de fikrini soruyorlardır tabii.
- Bu nevresim takımı nasıl?
İçinizde tarifsiz bir kırgınlıkla
..Ve ama
..Ve tabii gülümseyerek
..Ve belli etmemeye çalışarak kırgınlıkdan doğan umursamazlığınızı;
- Çok güzel harika alın bunu mu diyorsunuz?
..Ve söyleyin yeni türkü’nün türküsünü;
Tak etti canıma bu maskeli balo
Bu maskeli balo
Ve onun sahte yüzleri
Dostlar uymayın siz bana. Sizi anlamazlar şarkıyı anlarlar.
- Niye bana da almıyorsunuz..? Demeyin.
Canım biliyorsunuz işte, belli senin sebebin.
Şu mutlu ortamı bozmanın ne alemi var?

Diyelim ki…
Olmuş bi şeyler işte doğuştan ya da sonradan..
Adalelerinizin kontrolü artık çıkmıştır sizden.
Acıkınca yemek yemek kadar doğalsa da bu sindirilenlerin vücuttan atılması
Yine de bin kahır olur bu en doğal olay size.
Ahhh bi de kendi kendinizi temizleyip yıkayamayacak kadar
tüketmişse adaleleriniz gücünü,
daha bi ağır gelir yaşamın yükü.
Bağımlı olmanın en ağır yüküdür bu ki bunu ancak taşıyanlar bilir.
En yakınınız yakınınızdaysa şanslısınızdır.
Ama o bu yükü sırtlamak için omuz verdikçe daha bi ağırlaşır.
O an hayattan yaşamdan tanrıdan tüm isteğiniz gelip bu yükte düğümlenir.
Dersiniz ki her şeyine eyvallah da bu sakatlığın, alışamadım işte buna.
Utanıp sıkılırsınız, ufak bi terslikte öfkelenirsiniz ama asıl öfkeniz kendinizedir.
O an, en yakınınızdaki en yakınınız değilse, bi bakıcı veya bi hayırsever,
bi uzak akraba, işi şakaya espriye boğup gülümsemeye çalışırsınız…
İçiniz ağlamaktadır oysa.
Hele lavman yapılıyorsa ;
Zeki Müren’in “öyle zor, öyle zor ki seni içimden atmak” şarkısını söyleyin mesela.
Ben denedim inanın, herkesler güldü o an.
Ayyy valla yaaa güldüler inanın
Ve sonra duşa götürün beni deyin
Duşta ağladığı hiç belli olmuyor insanın

Alıntı…


Bu güzel paylaşım netlog dan sayın Açılay kullanıcı adlı Acun BİKE hanım efendinin paylaşımıdır kendisine teşekkür ederiz....



Can dostuma,

Hani duyarız da gülümseriz zaman zaman karşılaştığımız kişilerin ‘anlatamadım’ ile başlayan sözlerine. Ben böyle başlamak istemiyorum. Elimde değil; yazmaya karşı duyduğum, eskimiş urba gibi üstüme giydiğim kaygısızlık beni hep eksikli etti. Alnıma biçakla kazınarak yazılmış gibi duran, üstümden ve içimden söküp atamadığım şu kaygısızlığım... Bu yüzdendir ki ben dostlarıma yazılarımla ulaşmada hep tehirli giden kara tren gibi kendi halimle kaldım.

Yurdumun ilkokulunda, saman kağıdından yapılmış defterlere ancak adımı yazmayı öğrenebildim iki yılın sonunda. Sonra insanlardan kaçtım; tembelliğimi, aptallıklarımı görmesinler, anlamasınlar diye. Büyüdükçe içime sindiremediğim ürkekliğimi, yazma özürlülüğümü Tanrı vergisi pratiklikle kapatmağa çalıştım. Okuma hastalığım ne yazık ki hiç olmadı. Sevdalım da olmadı ki adına şiirler yazma gereksinimi duyayım. Şimdilerde, hasbelkader bir evlek yer edinebildim şu fani dünyada kendime. Yazdıklarım yaşamımın buruk gerçeğidir. Geriye dönüp baktığımda dramla dolu yaşam sahnelerinin değişmediğini ve oyuncuların da bu oyuna inatla hâlâ devam ettiklerini görünce sahip olduklarım için kendimi şanslı saymadan ve şükretmeden edemiyorum. Yaşamımdan şikayetçi değilim kısacası; Tarancı’nın dediği gibi, şikayetim olsa olsa ölümden yana olacak.

Ben sendeki sevgiyi, bunları çiçeklerdeki renkle özleştirmeni, sigara dumanı gibi hafif, ana sevgisi gibi sıcacık, bulutlar gibi özgür, içinde insanı eksik olmayan dizelerindeki yaşamı yaşamayı sevdim. Sevda yüklü özgür bulutların sevgi ile yağan yağmurları altında ıslanmayı hep sevdim. Ne yazık ki olmak istediğim gibi olamadım. Ne kadar çok isterdim bir müzik enstrümanı çalmayı, karakalem de olsa, mutluluk resimlerini çizebilmeyi, şair gibi olmasa da yaşamadıklarımı, özlemlerimi, şiir ile dile getirebilmeyi. Hissetmek için yaşamak ve sevmek içinse sebep mi gereklidir dersin? Kısaca ben başımda kavak yellerinin estiği zamanlarda sevgililiğe sevdalanmayı daha çok sevdim galiba.

Tabii ki yaşadıklarım adına haksızlık etmek istemiyorum. ‘Hiç mi güzellikler yaşamadın?’ diye sorarlar adama. Elbette; dostluk, sevgi ve paylaşım adına, İnsan tadında, hiç küçümsenmeyecek anılarım, nice günlerim, sevmelerim de oldu yaşamımda. Dileğim bunların yaşamımdan eksik olmamaları.

Yazdıklarımı tekrar okudum. Kasım ayının dördünde başladığım bu mektubu sonlama noktasına geldim sanırım. Karmaşık duygular içinde olduğum bir gerçek, nedendir bilmem; böyle yazmak geldi işte içimden.

Sevgisi eksik olmayan,sevdiklerin ve sevenlerinle birlikte...

Üzerine titrediğim dostluğun benim için kutsaldır.

      Müzik Pınarı gurubundan FİLİZ hanımın ziyaretci defterinden alınmıştır bu paylaşımlarından dolayı teşekkür ediyoruz...

 
  . 12 ziyaretçi (52 klik) .  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=