OGUZHAN 01 FM
   
  oguzhan01fm
  SİZİN ŞİİRLERİNİZ 1
 




Mutlu olmak bizimde hakkimiz
Askim sevdaliyim sana, beni üzme 
Ne olur isyan edipte küsme
Bilirsin aramiza giremez kimse
Mutlu olalim gülüm benim….
Birtanem bir kaç günlügüne sevmedik
Üzüldük mutlu olmanin tadini bilmedik
Kahrolduk yipranmadik, hiçbir zaman gülmedik
Mutlu olmak bizimde hakkimiz….
Askim eksilmedi, sana sevdam vaar…..
Basimin taci, derdimin ilaci yaar…
Yaninda yoksam hayalimi sar…
Mutlu olmak bizimde hakkimiz…

Haci Demir

( Çorumlu )



NEYE BAKSAM SENSİN , NEYE DOKUNSAM SENSİN...

Bir gün seni düşünerek son nefesimi verdiğimde, bunu bir üstünde dolaşan bulutlar bir de ayağını bastığın toprak bilecek...
Bir tek onlar anlayacak halimden, bir tek onlar bilecek kadri kıymetimi, bir tek onlar dostluk edecek bana uzun uykumda...

Hiç iyileşemeyecek kalp yaralarımla sarıldığım bem beyaz kefenim,
Benim acılarım içim sargı bezi olurken,
Ağrılarıma merhem olacak toprağın ve nefessiz kalan bedenime can verecek gökyüzün...
Hep birden şahitlik yapacaklar seni ne kadar çok sevdiğime...
Gökyüzü kuşları dolaştıracak, toprak çiçekler bitirecek üzerimizde...
Kuşların ve çiçeklerin şarkılarıyla hasretim dile gelecek nice ömürler boyunca...
Eğer bir gün gezinirken güzel yüzünle sokaklarda, gelir de tatlı bir rüzgâr, dünyanın en tatlı güzel gözlerine, dünyanın en tatlı yanaklarına bir öpücük kondurursa bil ki bendendir...
Sana hasret gitmiş dudaklarımın hüzünlü özlem şarkılarına dayanamamış bulutların ve toprağın ricasına gelmiş bir rüzgârdan en riyasız, en içten, en yalnız ve en ölümlü öpücüğüdür o...
Dünyanın tüm âşıklarından neşet etmiş ne kadar öpücük varsa, işte o zaman derin bir ah ederler halime...
Tüm âşıklar mezarlarından bir titremeyle sarsılır, tüm kavuşmuş sevenler mutluluklarına pişman olup, en içten dualarla yakarırlar rablerine...
Tüm mutluluklarını bağışlamak isterler; senin o güzel dudaklarının bir öpüşüne...
Ne çare ki, bedbaht ömrümün son sayfası da karalanmış, acıların alfabesiyle doldurulmuş ömür defterim mahşere kadar açılmamak üzere kapanmıştır...
Lakin kapanmadan giden, sana bakmaya doyamadan giden gözlerim, mezarda da olsa hep seni gözler...
İMKANSIZLIĞINI bile bile bir meleğin elinden tutup gelip, son bir sözünü söylemeni beklemem ne kadar beyhude olsa da,
Bilsen ne büyük bir hasrettir ki, ölümlü bedenimi son uykusuna bir türlü bırakmaz...
Nice geceler gördüm, nice sabahlar;
Lakin toprağın karanlık bağrında gecemi gündüzümü ayırt edemeden seni beklerken bir bakarsın, sen ellerinde boynu bükük iki çiçekle gelirsin...
Adım sanım unutulsun diye ismimi bile yazdırmadığım mezar taşımı öpüp toprağımı okşar, bulutumu gözlersin...
iki damla gözyaşı döküp beni ne kadar çok sevdiğini söylersin...
Dudaklarından belki bir Zeki MÜREN parçası GİDECEĞİN YERE BENİDE GÖTÜR mısraları dökülürken...
Uzun uzun anlatırsın bana; mahcup ve kaçamak bakan gözlerimizle bakarak güç bela can verebildiğimiz üç beş kelimeyi konuşurken ne kadar mutlu olduğunu...
Söylediğin her sözün sonunda bağıra bağıra seni seviyorum demek istediğini söylersin...
Gelip nefessiz kalana kadar öpmek istediğini...
Ve ben de seslenirim sana aşağıdan:
TIPKI BENİM GİBİ...
BİRTANEM...
Ah sevgili...
Gelip geçen ömre kurban edilmiş nice büyük bir sevgiydi bizimkisi...
Zorlu dağların zirvelerinde binlerce kilometrelik beyazlığın ortasında açıveren kardelen gibiydi...
Ya da milyonlarca kilometrekarelik bir çölün ortasındaki minik bir vaha...
Ne karları eritebilirdik, ne de çölü yeşile çevirebilirdik, biliyordumki biz seninle iki ayrı dünyanın insanıydık...
Olsun...
Her şey için müteşekkirim sana...
Yaratıcının içime gizlediği şifreyi bulduran sevgine, hiç öpemediğim yüzünü, hiç tutamadığım ellerine...
Seninle iki yabancı gibi geçen günlerin güzelliğine...
Bilki, şimdi üzerimde uçan bulutlar, altımda uzanmış toprak ve alfabemden sana sunduğum harfler yokluğunu aratmıyor bana...
Çünkü neyim varsa, sensin.
Neye baksam sensin, neye dokunsam sen...

BİRTANEM... 

Karagül




BEN SENSİZ YAŞAMAYI ÇOKTAN ÖĞRENDİM

Gözlerin dolmuşluğu ağlamaklı oluş
Sabah olacak diye mi yoksa güneş doğacak diye midir bu hüzün
Ya da yarım kalan rüyadan bozma hayatlardan ayrılış mıdır içindeki hasret
Bilemedim…
Gecenin uğursuz rengi işlemiş gözlerime
Nereye baksam karanlık
Sabah olacak mı dersin ?
Sarmalayıp geceyi basacak mı bağrına
Gözyaşlarını silecek mi gökyüzünün
Yorumsuz bekleyişlerimin sürgünü
Renksiz hayatımın pembesi
Rüya mı matem ?
Ayrılık mı doğuş ?
Kim bulacak seni
Benden kim çalacak gözlerimin siyahından
Yok korkmuyorum
Gerçek mi hayal mi bilemediğim yokluğundan
Giyotinler büyüttüm gözlerimde
Asalarda fark etmez

Ben sensiz yaşamayı çoktan öğrendim darağacında
Güneş doğmasın karanlık tek adresim
Yaşamak mi ölmek mi aşk ?
Kimse bilmesin
Unutulsun ezberlerim seninle
Siyahın matemi işlesin ellerime
Unut bir damla hayat içimde
İdam sehpasında kaldı kahkaham

alıntı




EY YARR

Sen sustukça tenhalarda,
Yirmi dokuz harf, iki yürek
Bilmediğin kalabalıklara seni anlatacağım “
Sesin düştü içimin üşüyen yanına
Gözlerimdeki uyku perdelerini kaldır ey yar.
Saçlarına toka diye yıldızları süslerken

Suçüstü yakalandım yine.
Yüreğinde gusle zorla gençliğimi.
Ellerime kan bulaştı.
Seni anlatamayan harflerin katline soyundum.
Zulmüne ortak oldum,
Öznesi sen olmayan devrik cümlelerin.
Kendimi sana yordum sevgili,
Sen beni gözlerinin en Elif haline bağışla.

Ürkek pencerelerimden kaldırıp
Göçe zorluyorum gözleri ıslak güvercinlerimi.
Zorla ve hileyle üttüğüm
Mavi bilyelerimin hepsini bağışladım
Sen beni rengarenk balonların gezindiği
Gökyüzüne sal emi.
İlmekle beni iliklerinin en dar ilmeğine
Ve de hiç çözülmesin düğümlerin.
Orta yaş sancılarıma,
Ve şekerime bağlı kuruyan yanıma
Dudaklarının denizini şifa eyle.

Sonra da bel ağrılarıma inat
Bir iskeleye korkusuzca
Sırtlarımızı dayanmayı nasip eyle sevgili.
Acıklı bir romanın ayak izinden kaldırıp cesedini
Düşüver gövdemin sol Cennetine.

Nefesindeki hayat ile koşarken,
Söndür şehrin tüm ışıklarını.
Gözlerimizin ışığı yetmez mi ki tüm karanlığa.
Kapat arşivinde sakladığın plakların sesini.
Dans ederken ki gözlerimizin sessizliği
Sevdaya aç öykülerin şarkısı olsun.

Kapat tüm kapılarını.
Sadece dinle,
En sevdiğimiz şarkı radyoda çalınıyor bak..
Uzaklığına inat
Sen ellerini uzat bana
Gözlerini kapat kirpiklerime.
Saçlarını bırak yüreğime.
Ve sokul nefesimin sen kokan nefesine.
Kelimeler bir şiire başlamışken
Yüreklerimiz
Sevdanın raksına dursun.

Suskunluğuna doyamadım sevgili.
Varlığında öldür beni.
Seni anlattığım yerden sor bilmediklerimi
Anlatma beni.
Yorma kendini.
Sen sustukça,
Ben sustuğun yerde yüreklendiririm harflerimi.
Seni anlatabildiğim kadar yaşatırım cesedimi.
Seni anlatamadığım gün,
Sonsuzluğa bağışlarım yufka gençliğimi.
Adının harfleri and olsun ki,
Gövdemin en körpe yerinden koparırım yaralarımı.

Sen beni suskunluğuna bahşet yeter ki,
Sustuğunda bıraktığın her boşluktan
Ben bir hayatı bağışlarım sevda gözeneklerine.
Sustuğun yerde,
İçime bir başka çekiyorum seni sevgili.
Adının tüm harfleri ıslak dudaklarımda.
Şiirlerim sevdanda ıslanmayı bekliyor
Mürekkebimin en taze yerinde.

“ Beni sesinin yokluğuna alıştıran yüreğine “
Seni sensiz de yaşatabilecek kadar güçlü yüreğime “

CAN SEVDAM


AŞKIM BENDEN YADİGAR KALIR

Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben.
Kimi işaret ettiyse ona yöneldim.
şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor.
Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan,
işte öyle ıslattı beni aşkın.
Seni bekledim ben.
Yüreğimdeki heyecanı,gözlerimdeki yeşili,
dudaklarımdaki ateşi,ellerimdeki titremeyi,
küçük dokunuşları sana sakladım.
Ne sen beni bilirdin ne ben seni
ama bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin.
Ve bir gün çıktın karşıma.
İşte o gün sevdaya dair ne kadar tortu varsa içimde eridi gitti.
Çocuk oldum yeniden.
Hani bıraksan yemyeşil bir kırda
bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım.
Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım.
Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum.
O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin.
Bilirim,bu şarkı korkutur bazen insanı.
Neler oluyor diye sormadan
bir duygu selinin içinde bulursun kendini.
Ama zaten aşk öyle bir şey değil midir?
Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi?
Bırak kendini,brak ki aşkın büyüsü sarsın seni.
Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak.
Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa.
Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım.
Kaygısızca yaşayalım aşkı,eriyelim birbirimizde.
Yüreklerimiz birbirimiz için atsın,
soluklarımız birbirine karışsın
Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi.
Gidersen...Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün.
Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni.
Ama merak etme ayakta kalırım ben.
Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağaçları gibi.
Senden bana yadigâr kalan her anıyı
bir kez daha bir kez daha yaşarım.
Aşkım da benden yadigar kalır sana


CAN SEVDAM



RAHATSIZ ETTİYSEM ÖZÜR DİLERİM

Kaç gece kızıl şafaklara acildi gözlerim seninle,
Kaç gece son buldu, ellerim alev topu,
Yazdıkça yazdım susmadı

İçimde sevdalanmaya hazır,
Aşkı büyütmeye hevesli çiğliğim...
Ve kaç geceden sonra anladım bilmiyorum?
Düşlerimdeki gülen yüzü sen sanmışım!

Hoyratça esen fırtınamı sana adamışım.
Kıyamet dalgalarını sana yormuşum!
Canim sevdiğim dediğim kendi hayalimdeki imiş!
Kaç gece kandırmışım?
Gülüm ben seni değil düşümdekini sevmişim!!

RAHATSIZ ETTIYSEM ÖZÜR DILERIM.

Kaç yeşile uyanmışım seninle?
Kaç sevda ormanına fidan ektim kök salsın diye?
Toprağa giden yol senmişsin bunu kaç gece sonra anladım.
Seni ben yarattım adına ümit bağladım.
Adini her gün su diye ekmek diye önüme koydum!
Adına şiir yazdım şarki okudum...

Aşk bitti resimleri
Adini AKIE koydum,kaç gece sonra anladım ki..!
Sen canoglu... cansin...
Kaç gece kendimi kandırmışım?
Gülüm ben seni değil düşümdekini sevmişim!

RAHATSIZ ETTIYSEM ÖZÜR DILERIM.

Kaç gece hasretle geçti?
Kaç gece gelmeni bekledim?
Kilometreleri hesap ettim, hava raporlarını dinledim...
Yağmurlu günlerde şemsiyemi almadım.
Karlı günlerde kayıp düşmemeni diledim...

Kuşlara baktım ıraklığın yaktı, acına doyamadım...
Gittin geldin sevindim, bilemedim daha kaç kere gidecektin?
Ve anladım giden sen değilsin.
İçimde yaşattığım sevginin bir bedene ihtiyacı vardı...
Ve sen gülüm ona çok yakıştın..!

Giden bedendi kalan yine benim yarattığım sevgi!
Kalan acıttı gülüm giden değil!
Kaç gece kendimi kandırmışım?
Gülüm ben seni değil düşümdekini sevmişim!

RAHATSIZ ETTIYSEM ÖZÜR DILERIM.

Kaç gece sevdandan kendimi hür sanmışım?
Kaç gece sevdan beni kus kadar özgür kılar sanmışım?
Gülüm sen bana değil ben sana özgürlüğü verdim.
Sevgimde özgürce dolaşıyordun, arka bahçelerimde.
Yaşattım gözüme hiç görünme artik...

Sana değil inan ben içimdeki sevgime ağlarım..!
O kadar büyük o kadar emsalsiz bir şeyi nasılda harcadın?
Düşlerimde her gün olgunlaştırdım emek verdim.
Gel sahiplendiği olsun, gözü olsun, elleri olsun dedim...
Yazık bunu bile beceremedin!
Gülüm gittin geldin...

Ne gidisin gitmek oldu, ne de dönüsün dönüş.
Saygıda kusur etmedin sanma!!!
Kaç gece kendimi kandırmışım?
Gülüm ben seni değil düşümdekini sevmişim!
En büyük erdemin özgürlüğün olsun GÜLÜM!

RAHATSIZ ETIYSEM ÖZÜR DILERIM.

Netlogda Gönülden Gönüle gurubundan Saskin26 kullanıcı isimli paylaşımcı arkadaşımızın paylaşımından kopyalanmıştır kendisine sonsuz teşekkürler....



KALBİMİN ANAHTARI SENSİN

Gökte yıldız yıldız özlemlerimiz
Kalbimin anahtarı sensin; aç, gir içeri
Kutup yıldızım gülümsüyor şimdi bana
Kalbimin anahtarı sensin; aç, gir içeri


Haydi sen kokulu mumu yak bir tanem
Yeni baştan bir daha aydınlat beni
Tutuşan duygularını gözlerinden okuduğum
Kalbimin anahtarı sensin; aç, gir içeri

Sana susuzluğum kurutmuş dudaklarımı
Dokunduğun yerde güller açar öp beni
Ruhlarımız uyansın, ayaklansın, kanatlansın
Kalbimin anahtarı sensin; aç, gir içeri

Özlemlerimizi çırak çıkaralım bu gece
Dinmez şiir yağmurlarıyla ıslanalım
Gözlerimde sevdamızın yankısını giyinmiş gözlerin
Kalbimin anahtarı sensin; aç, gir içeri

Bırak kalplerimiz tutuşsun, yansın
Oku bana şiirlerinin en güzelini, susma canım
Eskicilere satacağımız hiçbir şeyimiz kalmasın
Kalbimin anahtarı sensin; aç, gir içeri

Şafak vaktinde sevdalı bülbüller gibi
Tutuşan güllere sevdamızı söyleyelim birer birer
Güneşi birlikte selâmlasın sevda bayraklarımız
Kalbimin anahtarı sensin; aç, gir içeri

Dalda yaprak, kuşta kanat, gündüze ışık olalım
Özlem nehirleri dökülsün kucağımıza
Sevda kitabımızı yeniden yazalım
Gökyüzünde yıldız yıldız gördüğüm aynam;
Kalbimin anahtarı sensin; aç, gir içeri!



Netlogda Gönülden Gönüle gurubundan Saskin26 kullanıcı isimli paylaşımcı arkadaşımızın paylaşımından kopyalanmıştır kendisine sonsuz teşekkürler....

 
  . 1 ziyaretçi (35 klik) .  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=